Bizans İmparatorluğu 14. yüzyılda, Anadolu ve Balkanlar’daki çoğu toprağını kaybetmişti. Elinde Batı Anadolu’da bazı şehirler, Kocaeli Yarımadası, Trakya, Makedonya ve Ege adalarının bir kısmı kalmıştı. Bizans, Anadolu’da Türkiye Selçuklu Devleti ve beyliklerle; Balkanlar’da da Sırplar ve Bulgarlarla mücadele halindeydi. Bu nedenle Bizans İmparatorluğu’nun Balkanlar’da ve Anadolu’da etkisi azalmıştı. Bizans İmparatorluğu hanedanında devamlılık sağlanamıyor ve sık sık taht kavgaları yaşanıyordu. Merkezî otorite zayıfladığı için, şehirleri yöneten tekfurlar halka keyfî uygulamalarda bulunuyorlardı. Halk yönetimin baskısından ve vergilerin ağırlığından şikâyetçiydi. Bizans İmparatorluğu siyasi, ekonomik ve askerî açıdan güçsüzlüğünü komşu devletlerle olan münasebetlerinde entrikalarla gidermeye, ayrıca yenemeyeceği devletlerin iç işlerinde karışıklık çıkartıp, onları bölmeye ve yıkmaya çalışıyordu.


Avrupa’da Bizans’ın dışında Bulgar, Sırp ve Macar krallıkları ile Arnavutluk, Bosna-Hersek, Eflâk, Boğdan ve Erdel gibi beylikler bulunuyordu.


Kuman Türklerinden bir hanedanın başında bulunduğu Bulgar Devleti ise bir müddet Altın Orda Devleti’nin egemenliğine girdi. Ancak güçlenip bu baskıdan kurtulunca sınırlarım Bizans yönünde genişleterek özellikle Karadeniz kıyısındaki Bizans şehirlerini ele geçirdi. Güçlü bir devlet durumundaki Sırbistan da sınırlarını Bizans aleyhine genişletti. Balkanlar’daki bu devlet ve beyliklerin kendi aralarında siyasi ve dinî birlikleri yoktu. Ortodoks ve Katolik kiliseleri arasında mücadele yaşanıyor, Katolik Macarlar Balkanlar’ı ele geçirerek Ortodoks Balkan devletlerini mezhep değiştirmeye zorluyordu.