İnsanlar dış dünyadan duyumlar alırlar. Duyum bir ışığın parlaklığı, bir ses tonunun perdesi, çayın sıcaklığı veya elimizi yaktığımızda duyduğumuz acı gibi ilkel yaşantıları içerir. Duyumlar, yaşantılarımızın hammaddesidir ama tüm yaşantımız duyumlardan ibaret değildir. Duyumlarımızı sürekli yorumlarız. Örneğin, renkleri tablo, sesleri melodi olarak yorumlarız (Bu yorumlama sürecine algı demiştik). Dikkat edersek duyumları yorumlarken onları bir düzene sokuyoruz. Dış dünyadaki nesneleri organize bütünler olarak algılıyoruz. Nesnelerin organize bütünler halinde görülmesi insanların uyarıcıları bir biçime, bir şekle, bir düzene sokma eğiliminden kaynaklanır.


Algıların biçime, düzene sokulmasına algıda örgütlenme denir.


* Algıda organizasyon (örgütlenme); gruplama, anlam kazanma, tamamlama biçiminde olur.

Gruplama


Nesne algılamada örgütleyici bir eğilim vardır ki, bu, nesnelerin gruplanarak algılanmasıdır. Gruplamada nesnelerin birbirierine yakınlığı, uzaklığı, benzerliği, benzemezliği, sürekliliği, süreksizliği etkili olur.
Tamamlama


Nesne algılamada bir başka eğilim de tamamlamadır. İnsanlar, görsel dünyalarını uyarımdaki boşlukları doldurarak örgütlerler. Bu durum, kopuk parçalar yerine bütün bir nesne algılamasına yol açar.


Figür - Fon (şekil - zemin) algısı


İnsanların nesne algılamalarındaki başlıca örgütleyici, eğilimdir. Bu, nesnelerin zemine göre göze çarpmalarına neden olur. Duvardaki tablo duvara göre şekil, duvarda zemin olarak algılanır.


Şekil, zemin algıları görme algıları dışında da geçerlidir. Örneğin, bir senfonide, melodi veya tema şekil olarak algılanır, akortlar ise zemini oluşturur.


(2) Algıda organizasyonu etkileyen etmenlerin bir kısmı, doğuştan gelen eğilimlere (gruplama, tamamlama ... gibi) kısmen de öğrenmelere bağlıdır.