Bilgisayar başında uzun süre geçiren kişilerin sıkça şikayet ettiği hastalıklardan birisi boyun fıtığıdır. Boyun fıtığının nasıl anlaşıldığını ve belirtilerini öğrenerek erken teşhis sayesinde hastalığı kolayca atlatabilirsiniz.

Boyun Fıtığı Nasıl Anlaşılır?
Boyun, baş, sırt ve kollarda kendini gösteren ağrı ile uyuşma hissi, boyun fıtığının işareti olabilir. İlerleyen boyun fıtığı ise bacaklarda güçsüzlük ve idrar kaçırma gibi sorunlara yol açabilir.


Boyun fıtığının, gerektiğinde protez (yapay disk) kullanarak tedavi edilebileceğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tuncer Süzer, boyun fıtığının neden olabileceği sonuçları ve tedavide son gelişmeleri anlattı:


“Omurganın boyun kısmı, boyun omuru olarak adlandırılan yedi adet kemikten oluşuyor. Omurların arasında da, boynun hareketlerini sağlayan “disk”ler yer alıyor. Diskler, içerdiği su ve kollajen yapı sayesinde omurga, yani kemiklerin üzerine binen yükü azaltıyor. Aynı zamanda, iki kemik dokunun birbirine temas etmesini de engelliyor. Yaş ilerledikçe veya genç hastalarda boyun yeterince korunmadığı için, disk dokusu suyunu kaybedip daha sert bir hale geliyor.


Vücudun yükünü taşıyan bu disk dokusu dejenere olduğu zaman “boyun fıtığı” hastalığı başlıyor. Bu fıtıklar iki şekilde gelişebiliyor. Gençlerde diskin dış kısmındaki küçük yırtıklardan, içteki yumuşak kısım dışarı çıkıyor. Yaşlılarda ise omur yapısı bozulduğu için, omurlar üzerinde küçük kemik çıkıntıları meydana geliyor. İçteki yumuşak yapının veya kemiklerin normal yapısının bozulması sonrasında ise omurilik veya kola giden sinirlerin üzerine baskı yapmasıyla hastanın şikâyetleri başlıyor.


AĞRI İLE KENDİSİNİ GÖSTERİYOR
Boyun fıtığı olan hastaların en önemli şikâyeti ağrı oluyor. Hastalığın başlangıç döneminde ağrı boyunda hissediliyor. Bazen başa ve sırta doğru da yayılabiliyor. Daha sonra kollara giden sinirlere olan baskıyla beraber kollarda, parmaklara kadar inen ağrı ve uyuşmalar ile ortaya çıkıyor. Bir süre sonra sinirin baskı altında kalmasına bağlı olarak kuvvet azalması başlıyor. Tedavi edilmeyen ileri olgularda ise, omurilik baskı altında kalınca bacaklarda güçsüzlük ve idrar kaçırma gibi oldukça tehlikeli bir döneme giriliyor. Hastaların hekimlere anlattığı belirtiler çok tipik olarak bu ağrıyı tarif ediyor.


Kesin tanı, muayene ve MR incelemesiyle konuluyor. Benzer şekilde boyun ve kol ağrısı yapabilen diğer hastalıklardan ayırıcı tanının yapılması, tedavi planlaması için oldukça önem taşıyor. Aynı şekilde ağrılara yol açan boyun omurlarını tutan tümör veya enfeksiyonların gözden kaçmaması için de, muayene ve radyolojik incelemelerin tamamının yapılması gerekiyor.


AMELİYAT NE ZAMAN KAÇINILMAZ OLUYOR?
Boyun fıtığının tedavisinde cerrahi girişim her hastaya uygulanmıyor. Genellikle ağrı kesici, hareket kısıtlaması ve fizik tedavi yeterli oluyor. Kollarda ve parmaklarda ilerleyici kuvvet kaybı olan hastalar ise en sık cerrahi tedavi uygulanan hasta grubunu oluşturuyor. Bunun dışında, eğer fıtık kola giden sinir yanında omuriliğe de baskı yapıyorsa hasta ameliyat ediliyor. Eğer bir hasta ilaç tedavisi ve fizik tedavi yöntemlerinden fayda görmüyorsa, ağrı ve uyuşukluk yakınmaları günlük hayatını etkileyecek şekilde devam ediyorsa, kuvvetsizlik veya omurilik basısı olmasa da ameliyat ile tedavi edilebiliyor. Bununla beraber omurga kemiklerinde kayma, omurgada tümör veya enfeksiyon olan hastalara da yine cerrahi tedavi uygulanıyor.


Boyun fıtığında yapılan ameliyatta amaç, omurilik ve sinirler üzerindeki baskıyı kaldırmak. Sonuçta; hasta boyun ağrısı, kol ağrısı, kolda uyuşma ve güç kaybı gibi şikâyetlerinden kurtuluyor. Günümüzde uygulanan ileri cerrahi teknikler sayesinde boyun fıtığında tama yakın çözüm sağlanabiliyor. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ameliyatlar boynun ön yüzünde, genellikle sağ taraftan 3-4 cm’lik kesi ile uygulanıyor. Ameliyat sırasında kullanılan mikroskop ile fıtıklaşmış olan disk materyali çıkartılıyor. Kollara giden sinirlerin etrafındaki kemikler ise açılarak sinir rahatlatılıyor.


Disk boşaltıldıktan sonra omurların çökmemesi, ileride gelişebilecek deformitenin önlenmesi ve sinirin geçtiği alanın genişletilmesi için o bölgeye kemik veya titanyumdan yapılmış greft veya cage (kafes) konuluyor. Uzun yıllar ameliyatlarda greft ve kafesler kullanıldı. Halen de tüm dünyada yaygın olarak kullanılıyor.


BAŞKA OMURLARDA DA FITIK GELİŞEBİLİR
Bu teknikte, hastalarda bir süre sonra iki omur arasında “füzyon” dediğimiz, birbiri üzerinde kemik kaynaması gelişiyor ve ameliyat edilen alandaki iki omur arasındaki hareket tamamen ortadan kalkıyor. Boyun hareketleri diğer omurlar tarafından sağlanıyor. Son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda, kemiklerin kaynamasının ardından ileriki yıllarda diğer komşu sağlam omurlarda fıtık gelişmesi riskinin daha yüksek olduğu saptandı. Yapılan ameliyat sonrasında iki eklem arasında hareketin korunmasının önemli olduğu da vurgulanıyor. Bu görüşler ışığında, son 10 yılda hem ülkemizde hem de dünyada boyun fıtığı ameliyatlarında protez kullanımı yaygınlaştı.


PROTEZ HER HASTAYA UYGULANIYOR MU?
“Protez” veya “yapay disk” şeklinde söz edilen bu sistemlerin omurgada kullanılmasının amacı, diz veya kalça protezlerindeki ile aynı şekilde oluyor. Bilindiği gibi kemikler arasındaki hareket, eklemler sayesinde oluyor. Hem diz hem de kalça eklemindeki sorunlarda konulan protezlerin amacı, sorunlu kısmı çıkartarak hem hastalığı tedavi etmek hem de kemikler arasındaki hareketin devamına izin vermek. Boyun fıtığı ameliyatlarında protez kullanılmasıyla, fıtıklaşan disk dokusu temizlendikten sonra iki omurun birbirinin üstüne çökmesi engelleniyor. Hareket kısıtlılığı yapan sistemlerin tam aksine, omurlar arasında hareket korunuyor. Ameliyatta konulan protez ile omurgadaki hareketin korunması sağlanınca, ilerleyen aylar ve yıllar içinde diğer omurlarda yeni fıtık gelişme riski daha da azalıyor. Füzyon, yani omurlarda kaynama yöntemi ameliyatlarından sonra 2-3 hafta boyunluk verilerek hastanın boyun hareketlerine dikkat etmesi istenirken, protez kullanılan hastalarda kullanılmıyor. Hastalar, 10 gün sonra işine başlayabiliyor."